forevr
Anma günleri

Yedisi, kırkı, elli ikisi: anma günleri ve mevlit

Julien Wiegandt

Julien Wiegandt

Fondateur de forevr

Célia RuedasRelu par Célia Ruedas

1 dakikalık okuma

Cenaze günü herkes gelir. Yedisinde gelenler, gerçekten kalanlardır.

Türkiye'de yasın bir takvimi vardır ve bu takvim, ailelere düşünmeden uygulanabilecek bir çerçeve sunar. Bu iyi bir şeydir: yas sırasında karar vermek zordur ve gelenek kararların bir kısmını önceden almıştır.

Takvim

  • Yedisi. Vefatın yedinci günü. Mevlit okutulur, helva dağıtılır, yakın akraba toplanır.
  • Kırkı. Kırkıncı gün. Çoğu ailede en kalabalık anmadır.
  • Elli ikisi. Elli ikinci gece. Anadolu'nun birçok yerinde yapılır, bazı bölgelerde hiç bilinmez.
  • Yıl dönümü. Her yıl, aile istediği sürece.

Bunların hiçbiri farz değildir. Bölgeden bölgeye, hatta aileden aileye değişir. Bir köyde yedisine gelmemek fark edilir; büyük şehirde birçok aile artık yalnızca kırkını yapar.

Kimin haberi olur

Sorun burada çıkar, çünkü cenazenin aksine bu günlerin resmî bir duyurusu yoktur.

Cenaze camiden duyurulur, mahalleye yayılır. Mevlit ise telefonla, mesajla, ağızdan ağıza haber verilir. Sonuç: her seferinde bir kuzen, eski bir komşu, iş arkadaşı bir hafta sonra öğrenir ve kırılır.

Cenaze günü, kim geldi kim gelemedi diye üstünkörü bir liste tutmak işe yarar. Sonra tek bir mesajla, gün ve saatle birlikte hepsine yazmak. Bir dakikalık iş, yıllarca sürecek bir kırgınlığı önler.

Uzaktakiler

Neredeyse her ailenin yurt dışında ya da başka bir şehirde biri var ve o kişi yedi gün içinde iki kez gelemez.

Üç şey yeter. Yine de haber verin — çağrılıp gelememek ile hiç çağrılmamak bambaşka şeylerdir. Birinden o gün iki üç fotoğraf göndermesini isteyin. Ve uzaktaki kişiye, okunmak ya da sadece saklanmak üzere birkaç satır gönderebileceğini söyleyin.

Uzaktaki kişinin orada olmaya ihtiyacı yok. Dışarıda kalmamaya ihtiyacı var.

Kalabalık azaldıkça

Yedisinde kırk kişi, kırkında yirmi, birinci yıl dönümünde beş kişi olur. Bu vefasızlık değil, olağan olan budur.

Ama bir şey daha olur: her yıl sofraya, o kişiyi hiç tanımamış biri daha oturur. Torunlar büyür, gelinler damatlar katılır ve anlatacak olanlar azalır.

Bu günler, "o aslında nasıl bir insandı?" diye sormak için yılın en uygun zamanıdır. Camide değil — sonra, sofrada. Telefonla yapılan bir ses kaydı yeter.

On yıl sonra geriye kalan, helvanın kokusu değil, o kayıt olur.